beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



VAN İHD: YILLARDIR ISRARLA SORUYORUZ: KAYIPLARIMIZ NEREDE ?

Van’da İnsan Hakları Derneği (İHD) öncülüğünde 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplar Haftası kapsamında basın açıklaması gerçekleştirildi. Sanat Sokağı’nda düzenlenen açıklamada gözaltında kaybedilen kişilerin fotoğrafları sergilenirken, kayıpların akıbetinin açıklanması ve sorumluların yargılanması çağrısı yapıldı.

facebook-paylas
Tarih: 23-05-2026 18:20

VAN İHD: YILLARDIR ISRARLA SORUYORUZ: KAYIPLARIMIZ NEREDE ?

Basın açıklamasını İHD Van Şube Başkanı M. Salih Çoşkun okudu. Çoşkun, gözaltında kaybetmelerin Türkiye’nin yüzleşmesi gereken en ağır insan hakları ihlallerinden biri olduğunu belirterek, özellikle 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen zorla kaybetmelerin toplum hafızasında derin yaralar bıraktığını söyledi.

Açıklamada, insanların evlerinden, iş yerlerinden ve sokak ortasında gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamadığına dikkat çekilerek, ailelerin yıllardır belirsizlik ve adalet arayışı içinde yaşamaya mahkûm edildiği ifade edildi.

İHD Van Şube Başkanı Çoşkun, aradan geçen yıllara rağmen kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılmadığını, etkin soruşturmaların yürütülmediğini ve cezasızlık politikalarının sürdürüldüğünü belirtti. Zorla kaybetmenin uluslararası hukukta insanlığa karşı suç olarak kabul edildiğini vurgulayan Çoşkun, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in “Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi”ni hâlâ imzalamamış olmasını eleştirdi.

Açıklamada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği çok sayıdaki ihlal kararına rağmen etkili soruşturmaların yürütülmediği ifade edilirken, son olarak Dargeçit davasının zaman aşımına uğratılması “cezasızlık politikalarının yeni bir örneği” olarak gösterildi.

İHD’nin yıllardır kayıp yakınlarıyla birlikte hakikat ve adalet mücadelesi yürüttüğünü belirten Çoşkun, İstanbul başta olmak üzere birçok kentte Cumartesi İnsanları’nın sürdürdüğü eylemlerin toplumsal hafızanın korunması açısından önemli olduğunu kaydetti.

Basın açıklamasında şu talepler sıralandı:

  • Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbetinin açıklanması,
  • Zorla kaybetme suçunun Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak düzenlenmesi,
  • Kayıp dosyalarında cezasızlık uygulamalarına son verilmesi,
  • Sorumluların bağımsız ve etkin soruşturmalar sonucunda yargı önüne çıkarılması,
  • Galatasaray Meydanı’ndaki kısıtlamaların kaldırılması ve Cumartesi İnsanları’nın özgürce açıklama yapabilmesi,
  • Türkiye’nin BM Zorla Kaybetmelere Karşı Uluslararası Sözleşmesi’ni imzalayıp uygulaması,
  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması.

Açıklamanın sonunda, gözaltında kaybedilen kişiler anılarak “Hakikat ve adalet mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” mesajı verildi.

 

Her yıl 17-31 Mayıs tarihleri arasında andığımız Kayıplar Haftası’nda; gözaltında kaybedilenlerin akıbetine ışık tutmak, bu ağır insan hakkı ihlalinin üzerinin örtülmesine karşı durmak ve cezasızlıkla mücadele etmek amacıyla bir dizi çalışma düzenliyor, gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi derin bir özlemle anıyor; hakikat, adalet ve yüzleşme talebimizi bir kez daha yineliyoruz.

1915 Ermeni soykırımı ile başlayan zorla kaybettirme uygulamaları, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir gerçekliktir. 1990’lı yıllarda sistematik hale gelen gözaltında kaybetmeler; yalnızca bireylere değil, toplumun tamamına yönelmiş ağır bir devlet şiddeti biçimi olarak hafızalara kazındı. İnsanlar evlerinden, işyerlerinden, köylerinden, sokak ortasında gözaltına alındı ve bir daha kendilerinden haber alınamadı. Geride bırakılan aileler ise yıllardır belirsizlik, yas ve adalet arayışı arasında yaşamaya mahkûm edildi.

Aradan geçen bunca zamana rağmen hakikat ortaya çıkarılmadı. Etkin soruşturmalar yürütülmedi, sorumlular korunarak cezasızlık politikaları sürdürüldü. Gözaltında kaybetme; uluslararası insan hakları hukuku ve ceza hukuku bakımından ağır bir ihlal, ayrıca insanlığa karşı suç niteliği taşımaktadır.

Zorla kaybettirilmeler, "BM Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme" sinin 5. Maddesine göre yaygın ve sistematik işlenmesinden dolayı insanlığa karşı işlenen bir suç olarak sayılmaktadır ve bu mahiyetteki bir fiil yürürlükteki uluslararası hukukun yaptırımlarına tabidir. Uluslararası mevzuat ve Türkiye ceza hukukunda da insanlığa karşı işlenen suçlara zamanaşımının uygulanmayacağı açık bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, Sözleşmeyi imzalayan devletler, kendi egemenliği altında bulunan topraklarda “zorla kaybettirme” fiilinin engellenmesi için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü altındadır.  Ancak, Türkiye ısrarla hakikatle yüzleşmemekte ve  söz konusu sözleşmeyi imzalamaktan kaçınmaktadır. BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de yaşam hakkı, işkence yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı ile etkili başvuru hakkını güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye hakkında verdiği çok sayıdaki karar da gözaltında kaybetmelerde etkili soruşturma yürütülmemesini ağır hak ihlali olarak tanımlamıştır. 

Ancak Türkiye’de hukuk, çoğu zaman hakikati ortaya çıkarmanın değil, cezasızlığı korumanın aracına dönüştürüldü. Bunun en ağır örneklerinden biri, yakın zamanda Dargeçit davasında yaşandı. Dargeçit dosyası da tıpkı Vartinis ve Kulp davaları gibi ailelerin ve insan hakları savunucularının yıllara yayılan mücadelesine rağmen zaman aşımına uğratıldı. 

Kurulduğu zamandan bu yana İnsan Hakları Derneği, gözaltında kaybetmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesinin en temel öznelerinden biri olmuştur. İHD; kayıp başvurularını belgeleyerek kamuoyuna duyurmuş, dava süreçlerini takip etmiş, cezasızlık politikalarına karşı hukuk mücadelesi yürütmüş ve kayıp yakınlarının sesinin duyulması için yıllardır kesintisiz bir dayanışma hattı örmüştür. Gözaltında kaybedilen kişilerin akıbetinin ortaya çıkarılması, faillerin yargılanması ve devletin geçmişle yüzleşmesi yönündeki çağrılarını ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşımıştır. İstanbul, Diyarbakır, Batman, İzmir, Urfa, Yüksekova ve pek çok kentte, İHD ve  kayıp yakınları tarafından adalet talebiyle her cumartesi oturma eylemleri düzenlenmektedir. İHD’nin yürüttüğü bu mücadele, yalnızca kayıpların bulunması için değil; aynı zamanda toplumsal hafızanın korunması, cezasızlığın son bulması ve bir daha benzer ihlallerin yaşanmaması açısından da önemli bir insan hakları mücadelesidir.

Bir kez daha hatırlatıyoruz:

Gerçek bir toplumsal barış, ancak geçmişte işlenen ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşildiğinde mümkündür. Hakikatin açığa çıkmadığı, adaletin sağlanmadığı ve cezasızlığın sürdüğü bir yerde kalıcı barış kurulamaz.

Bu nedenle taleplerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz:

•Gözaltında kaybedilen tüm kişilerin akıbeti açıklansın.

•Zorla kaybetme suçu Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suç olarak açık biçimde düzenlensin.

•⁠  ⁠Tüm gözaltında kayıp dosyalarında cezasızlık uygulamalarına son verilsin.

 



Bu haber 16 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI