|
Tweet |
Van'da Eğitim-Sen öncülüğünde KESK bileşenleri tarafindan okullarda gerçekleşen şiddet olaylarına karşı 'İnsan zinciri' eylemi gerceklestirildi.
KESK binasi önünde biraraya aralarinda öğrenci ve velilerinin de olduğu kitle buradan Van Atatürk Lisesi önüne kadar bir 'insan zinciri' duzeniyle yürüdü.
Lise önünde yapilan açiklamayi katilanlar adina Eğitim-Sen Eşbaşkani Murat Atabay yapti. Atabay açiklamada şu hususlara dikkat çekti "
Son günlerde Siverek ve Kahramanmaraş’ta okulları hedef alan saldırılar, eğitim alanının ve toplumun içine sürüklendiği çok yönlü krizi bir kez daha tüm çıplaklığıyla açığa çıkarmıştır.
Bu saldırılarda yaşamını yitiren öğrencilerimize ve eğitim emekçilerine Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı; yaralananlara ise acil şifalar diliyoruz. Acımız büyük, öfkemiz ortaktır.
Eğitim kurumları; yalnızca bilgi aktarılan yerler değil, aynı zamanda demokratik toplumun, eşitliğin ve barışın inşa edildiği kamusal alanlardır. Okullar, farklı kimliklerin, dillerin ve kültürlerin bir arada, eşit ve özgür biçimde var olmayı öğrendiği mekanlardır. Bu alanlara yönelen her saldırı, doğrudan toplumsal barışa yönelik bir tehdittir.
Şiddet Münferit Değil, Sistematiktir!
Bugün okullarda yaşanan şiddet; münferit birer asayiş olayı değil, derinleşen ekonomik, toplumsal ve siyasal krizin doğrudan bir sonucudur. Artan gelir adaletsizliği, yaygınlaşan işsizlik, gençlerin geleceksizlik kaygısı ve büyüyen umutsuzluk, toplumsal çözülmeyi hızlandırmaktadır.
Çocukların ve gençlerin uyuşturucu bağımlılığına sürüklendiği, kendilerini ifade edecek demokratik kanallar yerine çeteleşme yapılarına mahkûm edildiği ve bireysel silahlanmanın korkutucu boyutlara ulaştığı bu ortam; demokratik mekanizmaların zayıflatılmasının ve barış kültürünün aşınmasının bedelidir.
Eğitimde Bilimsellikten ve Liyakatten Kopuş
Anadilinde eğitim hakkının tanınmaması eşitsizlikleri derinleştirirken; eğitimin tarikat ve cemaat yapılarıyla kuşatılması, "manevi danışmanlık" adı altındaki pedagoji dışı uygulamalar, eğitimin bilimsel ve laik niteliğini yok etmektedir. İktidarın tektipçi ve ideolojik dayatmaları kutuplaşmayı derinleştirmekte, liyakatin tasfiyesi ise adalet duygusunu zedeleyerek toplumsal güveni sarsmaktadır.
Yusuf Tekin Döneminin Ağır Bilançosu:
Bu politikaların yürütücüsü olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin döneminde eğitimdeki çöküş kronikleşmiştir:
* İdeolojik Kuşatma: Eğitim kurumları, tarikat ve cemaatlerle yapılan protokollerle denetime kapatılmış; laik ve bilimsel eğitim esasları terk edilmiştir.
* Can Kayıpları ve İntiharlar: MESEM kapsamında çalıştırılırken iş cinayetlerine kurban giden 18 çocuğun sorumluluğu üstlenilmemiş; son 10 yılda ataması yapılmayan 300 öğretmen yaşamına son vermiştir.
* Güvenlik Sorunu: Son 3 yılda okullarda yaşanan saldırılarda 10 kişi hayatını kaybetmiştir.
* Hukuksuz İhraçlar: KHK’ler ile nitelikli öğretmenler ve barış akademisyenleri haksızca ihraç edilmiş; yerlerine liyakatsiz kadrolar yerleştirilmiştir.
Demokratik Toplum ve Barış Bir Tercih Değil, Zorunluluktur!
Eğitimdeki krizin çözümü, sadece polisiye tedbirler veya fiziki güvenlik önlemleriyle mümkün değildir. Gerçek çözüm; farklılıkların zenginlik sayıldığı bir barış zemininde ve her bireyin söz hakkının olduğu demokratik bir işleyişte saklıdır.
Demokrasi, eğitimde dayatmacı politikalara karşı paydaşların ortak aklını devreye sokar. Adalet ve liyakat ise bireylere sistem içinde bir gelecek vaat ederek şiddete ve illegal yapılara yönelimi engeller. Barışın sağlandığı bir iklimde şiddet zemin bulamaz; demokrasinin işlediği bir yerde ise liyakatsizlik ve adaletsizlik barınamaz. Bu iki değer, çocuklarımızı çeteleşmeden, umutsuzluktan ve şiddetten koruyacak en güçlü kalkandır.
Taleplerimiz ve Mücadele Kararlılığımız
Eğitim-Sen olarak savunuyoruz:
* Demokratik, çoğulcu ve özgür bir toplumun inşası,
* Kalıcı ve onurlu bir toplumsal barışın sağlanması,
* Anadilinde eğitimin anayasal güvenceye kavuşturulması,
* Bilimsel, laik, kamusal ve parasız eğitimin esas alınması,
* Öğretmenlik mesleğinin itibarının ve güvencesinin korunması,
* Çocuklarımızın çeteleşme ve bağımlılıktan uzak, güvenli alanlarda büyümesi.
Siverek ve Maraş’ta yaşananlar bu ülkenin kaderi değildir. Demokrasi olmadan barış, barış olmadan güvenli eğitim, güvenli eğitim olmadan sağlıklı bir toplum kurulamaz!
Sorumluların açığa çıkarılmasını ve bu karanlık tablonun değişmesi için gerekli adımların derhal atılmasını talep ediyoruz."