beylikdüzü escort beylikdüzü escort escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...



Salih Sertkal Yazdı:

-ABD ve İsrail Kürtleri sattı mı ? -Mazlum Abdi ve Barzani’ye İran’a karşı topyekun savaşta kara gücü olması dayatıldı mı ? -ABD’nin ve İsrail’in Ortadoğu’daki ileri karakolu Suriye mi artık ? -IŞİD’liler Haşdi Şabi’yle savaşmaları için mı Irak’a sevk ediliyor ? - Ortadoğu’daki büyük Armageddon savaşı başlayacak mı ? -SDG askeri oluşumu ve ‘Halkların Kardeşliği’ temennisi berhava mı oldu ? -Ortadoğu’da Kürtleri yeni süreçte neler bekliyor ? -ABD Kürtleri gözden çıkarıp Türkiye’yi İran savaşına

facebook-paylas
Tarih: 27-01-2026 00:06

Salih Sertkal Yazdı:

‘ Felsefenin amacı doğru soruları sormaksa neden filozoflar hep cevap aramışlardır ‘ çıkarımından hareketle bunu günümüz sosyo-politiğine çektiğimizde de benzeri bir durum yine ortaya çıkmaktadır. Ve bu durum siyaseten de aslında tersi hale tekabül etmektedir.

‘Siyasetin amacı sorunlara cevap bulmak çare olmak sanatıysa neden insanlar hep soru soruyorlar ? ’ demek, de bu dönem için taşı tam da gediğine oturtmak adına ayrıca sorulacak olan bir sorudur.

Ortadoğu tam da huzura erdi erecek derken; Suriye’de Colani’nin piresinin kanlanması sonrasında kendi safında kendine muhalif olan tüm yapıları ABD, İsrail eliyle bir bir yok etmesinin ardından artık Ortadoğu’daki her diktatör gibi kendisine tutulan emperyal aynada kendisini yenilemeyecek bir dev olarak görmeye başladı ve tüm her kesin huzuru yine kaçtı.

Girizgahı ez cümlelerle böyle izah etmeye çalışalım ve sorularımıza geçelim bir bir..

 

ABD-İsrail Kürtleri sattı mı ?

 

Suriye’de Colani “hükümetinin” eliyle Dürzi ve Alevilere yönelik saldırılardan sonra Kürtlere yapılan saldırılar, ülkede yeni bir iç savaşın fitilini yeniden ateşlemiş oldu. Peki ne oldu da 2015’te Kürtlere yenilen Colani, on bir yıl sonra Kürtlere yeniden saldırmaya cesaret etti ?

Bir, o muhteşem yenilginin intikamını Kürtlerden almak; iki ABD-İsrail’e koşulsuz teslimiyetin karşılığında ülkedeki en büyük askeri güce sahip olun Kürtleri bu sayede ekarte ederek kendini tek meşru güç ilan etmek.

İşte tam da bu noktada soru içinde yeni sorular beliriveriyor. Peki ne oldu da özellikle ABD, IŞİD’e karşı mücadelede yegane ve en güçlü müttefiki olan Kürtleri bir anda satarak eski IŞİD’li Colani’nin insafına terk etti. İşte çok bilinmeyenli denklemin giriş kapısı tam da burada aralanıyor. İlk sorunun cevabını ikinci soru da vermek gerekecek galiba. Evet ABD-İsrail Kürtleri bir çırpıda sattı bu net ikinci soruda bunun cevabını arayacağız.

 

               

-Mazlum Abdi ve Barzani’ye İran’a karşı topyekun savaşta kara gücü olması dayatıldı mı ?

 

İlk sorunun cevabı işte ikinci sorunun kelimelerinin dizilişinden anlaşılacağı üzere net ortada. İsrail, Gazze saldırılarına gerekçe yaptığı Hamas saldırıları üzerinden yarattığı “meşru” zeminden hareketle 13 Haziran 2025 tarihinde İran’a karşı tarihin en büyük etkili ve kapsamlı saldırılarını düzenleyerek 22 Arap devletine ve 2 milyar Müslümanın gözü önünde İslam alemine sorti yapmayı sürdürdü. Ve böylelikle İran’ı her anlamda test etmiş oldu. Keşif uçaklarıyla tüm askeri ve lojistik alt üst yapılarını tüm bağlantılarıyla istihbare etmiş oldu.

Tüm bu bilgileri eline geçirmiş olan bir İsrail tarihi ve daimi düşmanı İran’a karşı durur mu ? Elbette durmaz. İşte şimdi Ortadoğu’daki büyük savaş nur topu gibi ister dahli olsun ister olmasın tüm İran ve İsrail komşularının kucağında.

Evet İsrail İran’a karşı topyekun savaşı başlatmadan önce ne yapması gerekiyordu kendisince önce İran’ın çevre ülkelerdeki kollarını bir bir kesmek, Husileri, Hizbullahı ve türevlerini haletti. Tek biri kaldı o da Irak’taki en güçlü ve “meşru” güç olan Haşdi Şabi.. Haşdi Şabi’yi de yenerse İran’a güney batısından çok rahat bir şekilde kara harekatını başlatmayı planlıyorlar.

İşte kaderin cilvelisi Kürtler açısında tam da burada sahneye çıkıyor. ABD-İsrail açısından IŞİD barbarlarını yenen kahraman, savaşçı Kürtler gayet tabi Haşdi Şabi’yi de yok edebilirlerdi. İşte bu yüzden özellikle İsrail uzun zamandır Suriye ve Irak Kürt yapılarıyla bu durumu istişare etmeye çalışıyordu. Ama Kürtler asla bu planın bir parçası olmayı kabul etmediler. Hal böyle olunca İsrail, sizi abime şikayet edeceğim edasıyla Kürtlerin bu onurlu makul insani tutumunu ABD’ye şikayet ettiler. Tabi ki ABD’de en başından bu iletişime dahli var. Ve İsrail büyük bir lobiyle ABD’yi bu konuda Kürtlere baskı yapması için zorladı ve başardı da. ABD Kürtleri, İsrail’in planına ortak olmaları noktasında müthiş zorladı.

ABD-İsrail aynı projeyi aynı dayatma ve baskıyla daha doksanlı yıllarda bunu Abdullah Öcalan’a da dayattılar ve Öcalan’ bunu kabul etmediği için rehin alınarak getirilip Türkiye’ye teslim edildi.

Ve bu gün ABD-İsrail’in Suriye’den başlamak üzere ileride belki de Irak Kürtlerini de kapsayacak olan Kürt kıyımının önünü bu şantaj ve dayatmalarla açmış oldu. Kürtler tarihte olduğu gibi bir kez daha çok onurlu durdular. Komşuları olan hiçbir halkın toprağını işgal etmeyi kabul etmediler. Ve bu yüzden artık ABD-İsrail’in gizli ajandalarında Kürtlerin yeri şuan için olmayacağı kesin..

 

ABD’nin ve İsrail’in Ortadoğu’daki ileri karakolu artık Suriye mi ?

 

Tek kelimeyle EVET..

Colani, ABD ve İsrail’in tüm istek ve dayatmalarını bir şartla kabul etti. “Kürtlerden intikam almama izin verin. Ancak bu şekilde ordumu Haşdi Şabi savaşına ikna edebilirim ‘ dedi ve gerekli izinleri aldı.

 

IŞİD’liler Haşdi Şabi’yle savaşmaları için mı Irak’a sevk ediliyor ?

 

Elbette EVET.. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) binlerce militanının canına mal olması uğruna Suriye’nin dört bir tarafından topladığı on binlerce IŞİD’liyi kendi alanlarındaki cezaevlerine yerleştirdi. Ve tek birinin kaçmaması için büyük bir çaba ve bedel ödedi. SDG’nin yıllardır ısrarla bu cezaevlerindeki IŞİD’lilerin ülkelerine gönderilmesi ve oralarda yargılanması gerektiği çağrılarına, ABD’nin hiç ses çıkarmamasının alameti farikası işte bu gün anlaşılıyor. Belki de ABD bu yüzden ABD’dir..

Şimdi Suriye cezaevlerindeki tüm tutuklu IŞİD’liler, İran’a karşı topyekun savaşta Colani’nin paramiliter güçleriyle hareket etmeleri adına günlerdir Irak’a sevk ediliyorlar.

İşte Ortadoğu’daki büyük Armageddon savaşının eli kulağında. Belli ki Ortadoğu’daki tüm milletler tüm ülkeler ABD-İsrail saldırganlığına ortak olanı olmayanı; İran’ın antidemokratik tutumlardaki ısrarının ateşine düşeceğe benziyor..

Kürt düşmanlığı ayrıntısıyla beraber Sünni Şii savaşı hiçbir zaman bu kadar kapsamlı olmayacağa benziyor. Bu yüzdendir ki Irak eski Cumhurbaşkanı ve şimdinin de ki Irak Kürtleri’nin de cumhurbaşkanı adayı olan Nuri El Maliki, Colani için şu sözleri sarf etti “Hapse attığımız IŞİD’li bir terörist Suriye’yi yönetebilir mi ? “ diyerek Bir Şii’nin gözünden bir diğer Sünni’nin ne olduğu özetlenmiş oluyor.

 

SDG askeri oluşumu ve ‘Halkların Kardeşliği’ temennisi berhava mı oldu ?

 

Kürtler genetik olarak nevi şahsına münhasır bir millet. Öyle ki herkesle illaki kardeş olmayı düstur edinmişler bu yüzdendir ki yüzyıllardır milletlerin komşuluğu nedir hiç bilmezler. Genetik hal böyleyken yaşadıkları her ülkede olduğu gibi Suriye’de de yaşamsal olarak, askeri olarak cevherini kendi kanlarıyla oluşturdukları her kazanıma bir şekliyle başka milletleri ortak etmeye çalıştılar. Kobane ve diğer Kürt şehirlerine IŞİD’in ilk saldırılarında kıyımların katliamların Kürtlere yaşatıldığı bir dönemde yaprak kıpırdamayan kardeş-ümmet Arap halklarının kardeşliğini, daha sonradan getirip tüm kazanımlarına ortak ettiler. İlk olarak farklı adlarla ortaya çıkan Kürt askeri oluşumları daha sonrasından ‘Halkların kardeşliği’ felsefesinden mütevellit olacak ki askeri oluşumlarına Suriye’de ne kadar millet dahili zer zevat varsa Suriye Demokratik Güçleri (SDG) bünyesinde iyi niyetle topladılar. Ama ne oldu günün sonunda iyi niyetten maraz doğdu.

Yıllardır IŞİD’lilerden kurtardıkları, korudukları, silah verdikleri eğittikleri ve kendi bünyelerine aldıkları Araplar ve bileşeni zer zevatlar Sünni Arap Colani’nin bir ıslığıyla namlularının ucunu hemen de Kürtlere doğrulttular. Ve yüz bin olarak bahsedilen SDG güçü bir günde birden 30-40 bine düştü. 60 bin SDG’li Arap ve türevleri ‘Halkların kardeşliğiyle’ beraber buharlaşıp Arap çölüne yağmur olmaya başladı..

 

Ortadoğu’da Kürtleri yeni süreçte neler bekliyor ?

 

İşte belki de bu yazıyı okuyan siz değerli okuyucu ve takipçilerin en merak ettiği soru ve cevap bu. Kürtler ontolojik olarak bütüncüldürler. Jeostratejik ve jeopolitik olarak ayrıksı olmayı hedeflemeyen bir tarihe ve hassasiyete sahip oldukları herkesin malumu olsa gerek .

Ama Kürtler galiba artık bu kalıtsal özelliklerinden vazgeçmek zorunda kalmak zorunda kalacaklar. Yaşadıkları her ülkede bütüncül yapının bileşeni olmaya çalıştıkça çemberin dışına atılan Kürtler günün sonunda tek başına kaldılar. Türkiye’de ne kadar da devam eden bir barış süreci varsa da bu bahsettiğim tüm gelişmeler ışığında patlak verecek büyük savaş ve kıyım Kürtleri kendilerinden başka hiç kimsenin kurtaramayacağı bir noktaya çekeceğe benziyor. Kürtler bu ABD-İsrail-Colani ve Sünni-Şii ittifakları üzerinden dizayn edilmeye çalışılan yeni Ortadoğu coğrafyasında asla kimsenin lejyoneri olmamalıdırlar ki öyle olmadıkları için de denklem dışı ilan edildiler olsun. Kürtler kenti kentlerinde köylerinde kendilerini korumanın haricinde asla bir çakıl taşı dahi kimseye atmamalıdırlar. Yoksa hemen de bu kirli denklemin içine dahil edilir ve en büyük katliamlar da kıyımlarda kendilerine yaşatılır. Yani filler tepişir çimler ezilir hali olur. Türkiye’de Kürtler barış sürecine zeval gelmemesi için olabildiğince hassas yaklaşmalı ve asla provakasyonlara gelmemelidirler.

 

ABD Kürtleri gözden çıkarıp Türkiye’yi İran savaşına çekmenin derdinde mi ?

 

Büyük ihtimalle EVET.. ABD başkanı İran’a ilk saldırılardan bu güne diline pelesenk ettiği “Erdoğan adamım. O büyük bir lider. Başarılı biri” sözleri ve sonrasında Beyaz Saray’da yapılan 600 milyon dolarlık anlaşmalar, Eskişehir’deki değerli madenler olayı öyle gelişigüzel olaylar asla değil.

ABD, tahrip olan İsrail-Türkiye ilişkilerini yeniden kurmak yada Türkiye’ye ‘Seni İsrail’in düşmanlığından korumam için senin benle her anlamda hareket etmen gerekli’ şeklindeki yaklaşımı ise hiç boşuna değildir. Ve bu yeniden bir araya gelmelerin de ilk koşulu olarak İsrail’in yegane düşmanı olan İran’ın alaşağı edilmesi olarak Türkiye’nin önüne konuluyor. İran’a saldırıda, ABD’nin Türkiye’de bulunan üslerinin kullanılması büyük bir felakete Türkiye’nin hedef olmasına neden olacaktır. Ve belki de ABD-İsrail açısından işin kerameti tam da burada olacaktır.

 

Tüm bunlarla beraber Kürtler açısından ABD-İsrail denkleminin ve kurdukları yada kurmaya çalıştıkları yapbozun başka okumaları ve komplo teorilerini dillendirmek de var ama bunlar şuan için yazmak konuşmak kimi IQ’ler açısından anlaşılmaz olabilir. Şimdilik kalsın..

 

Hasılı ‘Diktatörler çöplüğünde halklar mezarlığında Barışla kalın..’




Bu haber 53 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI