|
Tweet | Tarih: 11-02-2025 17:40 |
Van Büyükşehir Belediyesi önünde yapılan basın açıklamasına platform üyesi STK temsilcileri yani sıra Vab Büyükşehir Belediye Eşbaşkanları Neslihan Şedal Abdullah Zeydan, DEM Parti, DBP il eşbaşkanları, TJA üyeleri, Barış Anneleri, milletvekilleri yani sıra çok sayıda kişi katıldı.
Açıklamayı demokrasi platformu adına Muraz Özçicek yaptı. Özçicek açıklamada şu hususlara dikkat çekti "Van halkının %56 oy oranı ile seçilmiş Van Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Sayın Abdullah Zeydan’ın milletvekili olarak dokunulmazlığı bulunduğu dönemde halkının yanında yer alması nedeniyle hakkında açılan davada, Diyarbakır 5. ACM’nin kararıyla bugün hukuka aykırı bir şekilde 3 yıl 9 ay hapis cezası verilmiştir.
Sayın Abdullah Zeydan hakkında yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda grubun operasyon bölgesine oldukça uzak olduğu, bu nedenle herhangi bir suç işlenme imkânının olmadığı açıkça ortaya konulmuştur. Ancak dosya içerisinde bulunan lehe deliller yok sayılmış ve kayyum atanmasına zemin hazırlanmak için haksız ve hukuka aykırı olarak cezalandırma yoluna gidilmiştir. Kararın hukukilikten uzak toplum ve kamuoyu vicdanında kabul görmediğini bir kez daha belirtmek isteriz. Biliyoruz ki bu ceza Van halkının iradesini gasp etmek amacıyla verilmiştir.
Kürt sorununa yıllardır güvenlikçi bir yaklaşımla uygulanan politikalar, hukuksuzlukla pekiştirilmiş ve kayyum uygulamaları ile süreklilik kazanmıştır. 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimler sonrasında Hakkari, Mardin, Halfeti, Batman, Esenyurt, Bahçesaray, Dersim, Ovacık, Akdeniz, Siirt Belediyelerine kayyum atanmıştır. Bu antidemokratik yaklaşım, yalnızca bölgesel bir soruna değil, tüm Türkiye’nin demokratikleşmesine ve toplumsal barış umutlarına yönelik bir tehdide dönüşmüştür.
Kayyum atamaları, anayasal güvenceleri yok sayarak seçme ve seçilme hakkını ihlal etmekte; demokratik ilkelere ve halkın iradesine açık bir müdahale teşkil etmektedir. Kürt meselesine güvenlikçi politikalarla yaklaşmanın bir yansıması olarak ortaya çıkan kayyum uygulamaları, bugün yalnızca belli bölgelere değil, Türkiye genelinde demokrasiye zarar vermektedir. Halkın seçtiği temsilcilerin, hukuki dayanağı olmayan yöntemlerle görevden alınarak yerlerine atanmış kişilerin getirilmesi, anayasal düzene aykırı olduğu gibi demokratik toplum yapısını da temelden sarsmaktadır.
Toplum, adil ve eşitlikçi bir barışa ulaşma umuduyla bir arada yaşama isteğini korumaktadır. Ancak bu hukuksuz ve baskıcı politikaların devamı, demokratik çözüm umudunu gölgelemekte ve toplumsal huzuru tehdit etmektedir.
Bu nedenle, halk iradesini yok sayan, anayasaya aykırı ve antidemokratik olan uygulamalara zemin hazırlanmaktan derhal vazgeçilmelidir. Demokrasiye müdahale niteliğindeki bu uygulamaların son bulması, halkın seçtiği temsilcilerin halkı temsil ettiği unutulmamalı ve halkın iradesine saygı duyulmalıdır.